Queen grubunun vokalisti Freddie Mercury bir konuşmasında, “Dünya varoldukça radyonun tutkunları da olacaktır” sözünü sarfetmiş. 80 yılı aşkın bir süredir toplum hayatının önemli bir parçası olan radyo, günümüzde önemli bir evrimin eşiğinde.
Radyonun insan hayatındaki yerini en iyi anlatan filmlerden biri, Robbie Williams’ın bir savaşın ortasında bir radyo programcısını oynadığı “Günaydın Vietnam”dı. Radyonun keşfi ve yayın haline dönüşmesi için uzun araştırma ve geliştirme süreçleri yaşanmıştı. 1880’lerde başlayan bu serüvende pek çok aşama bulunuyor. İnsanların evlerinde oturup radyo keyfi yapmaları için 40 yıl gibi bir süre beklemeleri gerekti. Ortaya çıktığından bugüne kadar, en yaygın kullanılan teknoloji özelliğine sahip olan radyonun tahtını önce televizyon, ardından da taşınabilir müzik çalarlar sarstı. Fakat radyo eskisi kadar olamasa da, hayatın bir parçası olmaya devam ediyor.
Müthiş bir buluş – 1880’ler
Radyo dalgaları adı verilen elektromanyetik dalga türünün varlığı, 1888 yılında Alman bilim adamı H. Hertz tarafından kanıtladı. Bir devre içerisindeki elektrik akımının ayrı bir devre içerisinde benzer bir akıma yol açabilmesi radyonun temel prensibi oldu. Bu buluştan 13 yıl sonra İtalyan bilim adamı Guglielmo Marconi, radyo dalgalarıyla iletişim kurmaya çalıştı ve İngiltere’nin ile Kanada’nın arasında ilk okyanus aşırı radyo dalgalarını göndermeyi başardı.
Doğum günü geldi – 1920’ler
Yayını gönderme ve dağılmasını sağlama işi tamamlanmış ve sıra bu sinyalleri alacak cihazlara gelmişri. 1914 yılında radyo İlk radyo yayınları Amerika’da 1921 yılında başlamıştı. 1922’de Londra’dan BBC de, yayınlarına başlamıştı. Türkiye’de de ilk radyo yayınları 1925 yılında başlamıştı. 1924 yılında ise İngiliz bilim adamı Edward V. Appleton, dünya çevresindeki iyonosfer katmanının elektrik yüklü bir bölge olduğunu ve gelen radyo dalgalarını bir ayna gibi yansıttığını kanıtladı.

Radyonun altın çağı – 1935-1950 arası
Büyük bunalım yıllarındaki Amerika’da bu yıllarda her 3 evin 2’sinde radyo vardı. 14 saat yayın yapan 4 ulusal ve 20 bölgesel radyo adeta insanlar için bir kaçış noktası oldu. Müziğin yükselişinde radyonun payı büyüktü. Toplumsal bir olgu haline gelen radyo, 1950’lere gelindiğinde evlerin yüzde 90’ında dinleniyordu. Radyo başında dans etmek çok doğaldı.
Arkası yarın ve darbe – 60’lar, 70’ler ve 80’ler
Radyo cihaz markaları ve modaları yükselişe geçti. Televizyonun henüz çok kısıtlı olduğu bu zamanlarda ajans haberleri, hava durumu, arkası yarın radyo oyunları ve müzik yayınlarıyla radyo en önemli ve yaygın medya olmuştu. Tabi bir de ihtilal muhtırası ve akabinde çalan Hasan Mutlucan türküleri radyoyla özdeş olmuştu.
Her yerde her zaman – 90’lar
Radyo istasyonlarının sayısı artarken, farklı tarzları sayesinde kendilerine sadık dinleci toplulukları da çekmeyi başarmışlardı. Türkiye’deki radyo patlaması, insanları sokakta, arabada işte ve evde radyoya bağlamıştı. Taşınabilir radyo cihazları bu döneme damgasını vurdu.
Görüntülü radyo devrimi – Bugün ve yarın
Gelişmiş sayısal ses cihazları ve uydular sayesinde yayın kalitesi yükseldi, cep telefonu ve taşınabilir el cihazları da pratik radyo zevkini sunuyor. Yeni kuşak cihazlardaki ekranlar sayesinde yayın hakkında bilgi almak ve radyoyla online iletişim kurmak mümkün olacak.























