Teknoloji

Taşınabilir Bilgisayarın Şahı: Ultrabook

Tabletler ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın, günümüzde hâlâ dizüstü bilgisayarlara ihtiyacımız ve bağlılığımız sürüyor. Son yıllarda büyük yol kat eden Ultrabook’lar artık daha hafif, daha uzun pil ömrüne sahip ve daha şık.

Tanıdığım insanların büyük bölümü Ultrabook’u tanımlarken “Apple’ın Macbook Air’ına benzeyen” ifadesini kullanıyor. Bir bakıma doğru ama bu şekilde açıklamakla yetinmek insafsızlık olur.

MacBook Air, 15 Ocak 2008’de tanıtıldığında tüm sektörün ilgisini çekmeyi başardı. İnanılmaz derecede ince ve hoş görünümlü olan ama bir o kadar da pratik ve güçlü özellikler içeren bir dizüstü bilgisayar. Aslına bakarsanız 19 mm kalınlığıyla dünyanın en ince dizüstü bilgisayar olmayı başarmıştı.

Ultrabook’un bazı açılardan aynı hedefleri güttüğü ortada: Güzel görünüm, pratik yapı ve her an kullanıma hazır. Temel farklılıksa Ultrabook’un bir platform veya standart olması. Intel, bazı önemli tasarım ve boyut kriterlerini, teknolojik yenilikleri ve şart olan bileşenleri liste halinde bir araya topladı. Tüm bu şartlar bir araya getirilerek ortaya çıkan sonuca “Ultrabook” adı verildi. Intel’in Ultrabook üretmediğini, bu görevi Asus, Lenovo, Sony, Toshiba, Acer, HP ve Samsung gibi geleneksel iş ortaklarına verdiğini de söyleyelim.

NP900X4C_1

Bir ürünü Ultrabook yapan özellikler

Peki, o zaman Intel bu ulvi standart için üreticilere ne gibi şartlar getirmişti ve piyasaya çıkan Ultrabook’ların standartları neler? İlk olarak Ultrabook’lar ince olmak zorunda: 21 mm’den daha kalın cihazlar kabul edilmiyor. Günümüzde bazı modeller bu değerin epey altına inebiliyor. Intel, aynı zamanda Ultrabook’ların ağırlığının 1,4 kg üstüne çıkmasına izin vermiyor. Merak ediyorsanız, klasik bir sabit disk içeren en ağır MacBook modeli 1,34 kg geliyor. SSD içeren bir Apple modeli tercih ederseniz bu değer 1 kg’a düşüyor. İncelik konusuna devam edersek, Intel’in şartı yeni dizüstü bilgisayarlarda optik sürücüye (CD/DVD oynatıcı) yer verilmemesi.

Bir Ultrabook kısa süre içinde açılıp kullanıma hazır hâle gelebilmeli. Intel Rapid Start teknolojisi sayesinde derin uyku modunda olan bir cihaz kısa sürede kullanılabilir hâle geliyor. Bu sayede hem zamandan hem de bataryadan tasarruf ediliyor. Intel’in iddiasına göre, uykudan uyanma işlemi hemen hemen anında gerçekleşiyor ve kullanıcı verilerine ve uygulamalara erişim çok kısa sürüyor.

Kullanıcıların anında internet erişimi sağlayabilen tabletlere alışmaya başladığı günümüzde dizüstü bilgisayarın kullanılabilir hale gelmesi için bir dakika beklemek tatmin edici olmuyordu. Bu gerçeği aklımın bir kenarına yazarak, incelediğim Ultrabook’lara bir de bu gözle bakarak hızlı biçimde uyanma özelliklerini test etmeyi ihmal etmedim. Sonuç genelde iddia edildiği gibiydi.

125032437-4-hp_pavilion_15_b031st_c6t64ea_ultrabook

Kuralları işlemci belirliyor

Ultrabook’ların 2011’de üretilen ilk örneklerinde Intel’in güç tüketimi düşük Sandy Bridge işlemcileri karşımıza çıktı. Sonraki yıl ikinci nesil Ultrabook’lar kullanıma sunuldu ve Ivy Bridge işlemcilere yer verildi. Sandy Bridge işlemcilerin 32 nm’den 22 nm’ye indirilmesiyle elde edilen yeni nesil işlemcilerde de işlem birimiyle görüntü birimi bir aradaydı. Ivy Bridge ile grafik performansı yüzde 30, hesaplama gücü yüzde 20 ilerleme gösterdi.Geçen sene çıkan üçüncü nesil Ultrabook’larda ise Intel Haswell yongalarına yer verildi. Haswell’le birlikte daha uzun pil ömrü, daha az ısınma, uykudan daha hızlı uyanma (önceki işlemciler 7 saniye iken Haswell 3 saniye) ve daha yüksek performans gibi farklar ortaya çıktı.

Netbook’ların acı sonu

İtiraf etmem gerekirse netbook olarak adlandırılan, oyuncak gibi küçük boyutlu dizüstü bilgisayarlara oldum olası ısınamamıştım ve Ultrabook’larla birlikte artık esamesi bile okunmaz hale gelen bu ara teknolojiden kurtulduğumuza seviniyorum.

Esasında netbook’ların işini asıl bitiren, tablet oldu. Öldürücü darbe Ultrabook’tan geldi diyebiliriz. Aslına bakarsanız netbook gerçekten ilginç bir ürün sınıfıydı çünkü daha düşük fiyat değerlerine inmek mümkün oldu ve PC kullanıcılarının sayısı arttı. Bununla birlikte, beklendiği kadar yaygınlaşmadılar. Kullanılabilirliğe odaklanmaktan ziyade giriş seviyesini körükleyici etki gösterdiler. Bilgisayar tarihinin dijital sayfalarında yerini alan bir ürün türü olarak vedalaştık.

Başa dön tuşu