Teknoloji hayatımızın her anına nüfuz etmeye başladığından beri yok sayamayacağımız bir dizi problemi ve can sıkıcı detayı da beraberinde getirdi. Çoğu zaman ilişkileri zedeleyecek boyutta tartışmalara sebep olan bu yetişkin tuhaflıklarını sizler için 5 maddede toparlamaya çalıştım. İşte yapmamanız, yapıyorsanız da derhal kurtulmanız gereken 5 kötü teknoloji davranışı.
1. Çevresindeki insanları umursamadan telefonla uğraşmak
Çiftler ve arkadaşlar arasında teknolojiden kaynaklı kopan en büyük çıngarlardan birinin sebebi işte budur. O kadar hızlı bir değişimin içindeyiz ki, davranış ve kültür olarak buna adapte olmak o kadar da kolay bir iş değil. Bir dost meclisinde eski günler yad ediliyor ve “ne olacak bu memleketin hali”ne doğru yol alıyorken; Instagram’da paylaşılan şapşal kedi fotoğraflarını layklamanın ve eski sevgilinizin Facebook paylaşımından manalar çıkarmanın peşine düştüyseniz (ikinci maddede bu konuyu deşiyoruz) vay halinize. Böyle zamanlarda rahatsız olan kişiler “sıkıldıysan gidelim biz” veya “ne yani bizim de telefonumuz var” türünden iğneleyici laflar söylemekte haklı. Kalabalık ortamda belki hemen fark edilmez ama bire birken yapmak öyle itici ki anlatamam. Acil kullanımlar dışında kalan, keyfe keder telefon kullanımlarını kast ediyorum. Sadece sosyal medya kullanımı değil elbette, biri veya birileriyle özel zaman geçirirken Whatsapp grubunda dönen geyik muhabbetinden geri kalmamaya çalışmak da çirkin bir davranış, yapmayın.
Çözüm: Arkadaş gurubuyla veya bire bir zaman geçirirken 5 dakikalık sosyal medya araları verebilirsiniz. Süreyi kısa ve sıklığını az tutmakta fayda var tabii ki.

2. Mevcut veya eski sevgiliyi sosyal medyada “stalklamak”
Kötü alışkanlıkların o tuhaf cazibesi, yaparken hissettirdiği o sıcak heyecan… Bunu da yapmayan yoktur eminim. Bir süre önce birkaç iş arkadaşımla toplantıdan sonra birkaç bardak bira yuvarlayalım dedik. Sohbet koyulaşınca elbette dördüncü maddedeki kuralı ihlal etmek için dayanılmaz bir istek belirdi hepimizde. Ben masayı çektim ve kız arkadaşımızın yüzünün bir kısmı ve biz üç erkeğin de eli kolu girmişti kareye. Paylaştığım fotoğrafı, masadaki arkadaşlarımdan birinin sevgilisi olan kız sen gör, “kim o kız” diye çocuğu kalayla, neler neler… (Buradan da söyleyeyim okuyordur belki, valla sevgilinin alakası yok, boşuna haşladın çocuğu.) Birini sosyal medyada takip etmekle izlemek arasında farklar var. İnsan sevgilisini sosyal medyada takip eder elbette, yeri geldiğinde layklar, yeri geldiğinde yorum yazar, paylaşır. Fakat anbean, paylaştığı her şeyi dedektif gibi izlemek, “o kız/adam seni niye sürekli layklıyor? (aha buna da 7. maddede değiniyorum bakın)”, “sen niye takip ediyorsun onu?” türünden darlamalar ve bunaltıcı hareketler işleri daha da kötüye sürüklemekten başka bir işe yaramaz. Sevgilisinin telefonunu alıp, Instagram hesabına girerek, kızın takip ettiği tüm erkekleri unf eden bir arkadaşım var. Ve bunu gayet normal karşılıyor. Sanırım bu konuda en sorunlu sosyal mecralar Facebook ve Twitter. Facebook ilişki durumu da duyduğuma göre başa bela olabiliyor. Aslına bakarsanız sosyal medya ilişkiler için başa bela. Atsan atılmaz satsan satılmaz. Bol bol yapmayın denilecek ama deliler gibi yapılacak kötü davranışlardan biri daha oldu bu madde.
Çözüm: Onu sinsice izlemekten kendinizi alamayacağınızı düşünüyorsanız ya bir süreliğine sosyal medya kullanmaya ara verin, ya da onu hiç takip etmeyin. Bunlar da tam bir çözüm değil ama bu davranış gerçekten en zorlarından biri. Geçmiş olsun.

3- Bir konser veya benzer etkinliği izlemek yerine kaydetmeye çalışmak
En anlam veremediğim teknolojik davranış bozukluklarından biri bu işte. En sevdiği grup dünyanın öbür ucundan gelmiş, hayatının en güzel anlarından brini yaşıyor, fakat gelin görün ki bu anın tadını doyasıya çıkarmak yerine, kahramanımız telefonunun ekranından izliyor ve yarım yamalak dinliyor. Çünkü o sırada Blonde Redhead’i kanlı canlı haliyle izlemek yerine, paylaşarak hava atmak veya daha sonra tekrar izlemek için video kaydı yapıyor. Özel anları yaşamak yerine kaydetmekle uğraşmak daha çok size kaybettirir, başkasına zararınız olmaz bu kötü davranışla. Elbette telefonunuzu havada tutup diğer insanların görüşünü engellemiyorsanız.
Çözüm: O konsere doyamayacağınızı düşünüyor ve daha sonra tekrar izlemeye ihtiyaç duyacaksanız YouTube’a bakın. Eminim o konseri izlediğini sanan ama kameramanlık yapan saftirikler YouTube’a yükleyeceklerdir. Bunu siz yapmayın.

4. Yediği-içtiği her şeyi fotoğrafını internette paylaşmak
Gelin kabul edelim, sipariş ettiğimiz görkemli bir makarnayı veya köpüğüne kalp çizilmiş capuccino’ya bakınca fotoğrafını çekip Facebook, Instagram ve Twitter’da paylaşmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Bu konuda sosyolojik bir çıkarım yapmak için burada değilim. Şunu biliyorum ki, şayet bir gurme değilseniz ve insanlar sizi yeme-içme paylaşımlarınız için takip etmiyorsa; sizin paylaşırken aldığınız o heyecan ve zevki diğer insanlar büyük ihtimalle paylaşmıyorlar. Bunu size söylemiyorlar ama o çikolatalı pasta fotoğrafını paylaştıktan sonra boğazında kalmasının sebebi, takipçilerinden birinin ahı olabilir.
Çözüm: Paylaşmayın demiyorum, hobi olarak yine paylaşın. Paylaşım sıklığı sanırım burada kilit nokta. Bir de fotoğrafları paylaşırken yazdığınız yorumun görgüsüzce görünmemesi için dikkat etmekte fayda var.

5. Diğer insanları, cihazlarına göre sınıflandırmak
Yeni tanıştığım biriyle telefon numaralarımızı ekleştiğimizde kısa mesaj atarken beliren o mavi iMessage ibaresini görünce içimde oluşan o çocuksu ve saçma mutluluğu itiraf ederek bu maddeye başlamak istiyorum. Twitter’da espri olsun diye “Sene olmuş 2015 hâlâ iPhone’u olmayan insan var inanamıyorum!” yazdığımda bunu ciddiye alıp bana Afrika’daki aç çocukları hatırlayan takipçim de olmuştu. Ayrımcılığın her türlüsüne karşı olduğumu baştan söyleyeyim. Farkında olmadan insanları sürekli sınıflandırıyor ve yargılıyoruz. İşlerine, okullarına, oturdukları yere, kullandıkları ulaşım aracına, boylarına, kilolarına, giyim tarzlarına, okuduklarına, dinlediklerine, izlediklerine… O kadar çok ki say say bitmiyor. Ve bir süredir bunlara teknoloji de eklendi. İnsanları kullandıkları cihazlara bakarak yargılamak da kötü bir alışkanlık. Yapmamak gerekiyor. Fakat itiraf etmeliyim ki, BlackBerry kullanıcılarının fotoğraf çekmeye çalışırken çektikleri acıya tanık olmak bile beni üzüyordu. Bir zamanlar BlackBerry kullanıcılarıyla kafa bulunurdu; şimdi sanırım biraz -eski- Nokia’cılar bu ulvi görevi üstlendi. Son yıllarda Android ve iPhone kullanıcıları arasında tuhaf bir kapışma var. Henüz akıllı telefonu olmayan azınlık için ne yazık ki söylenebilecek pek bir şey yok. Dikkat ettiniz mi bilmem, bu maddede galiba biraz kötünün yanındayım. Evet, yine de insanları kullandıkları cihazın türüne göre yaftalamak ayıp bir şey.
Çözüm: Dalga geçmek yerine ona yeni bir iPhone 6 veya Galaxy S6 alabilirsin. Eminim buna hayır demeyecektir.

