Teknoloji

Sanal Gerçeklik (VR) Teknolojisiyle Hayallerinizin Ötesine Geçin!

Son yıllarda gündeme gelen fakat beklenen hızlı yaygınlaşmayı gösteremeyen sanal gerçeklik (virtual reality: VR), bana öyle geliyor ki yakın gelecekte hayatımızı cep telefonu kadar değiştirecek bir teknoloji olacak. 

Sanal gerçeklik teknolojisinin yeni neslinin gelişimine son birkaç yıldır tanık oluyoruz. Biraz zaman aldıysa da Kickstarters gibi kitlesel fonlama platformları sayesinde birçok başlık nihayet tüketici ürünlerine dönüştü. HTC Vive ve Oculus Rift örneğinde görüldüğü gibi, büyük şirketler de işin içinde olduğundan sanal gerçekliğin gelip geçici bir heves değil, kalıcı bir kavram olduğu anlaşıldı.

Teknolojinin önünde hâlâ gitmesi gereken epey yol var ama Rift ile Vive daha şimdiden sanal gerçekliğin evlerimizde ve hatta ofislerimizde kendine gerçek bir yer edinebileceğinin, bu noktadan sonra işlerin daha da eğlenceli bir hal alacağının kanıtı.

Neye ihtiyacınız var?

Vive ile Rift’in sistem gereksinimleri neredeyse aynı. İki sistem için de Intel Core i5-4590 ya da daha iyi bir işlemci öneriliyor. Vive listeye AMD FX 8350 ve üstünü de eklemiş. Grafik kartınızın ise NVIDIA GeForce GTX 970 ya da AMD Radeon R9 290 veya daha iyisi olması gerekiyor. Bunlara ek olarak Vive 4 GB RAM, HDMI 1.4 ya da DisplayPort 1.2 video çıkışı ve USB 2.0 portu istiyor. Rift ise 8 GB RAM, HDMI 1.3, üç adet USB 3.0 ve bir de USB 2.0 portu gerektiriyor. İki başlık da Windows 7 SP1 ve sonrası işletim sistemleriyle çalışıyor.

Vive başlığı dörtgen bir mantarı andıran büyük, siyah bir plastik vizör şeklinde. Tam 32 adet hareket takip sensörüyle donatılmış ön yüzeyi bombeli ve panelin orta alt kısmında tek bir optik kamera bulunuyor. Sol tarafında bir düğme ve bir de gösterge LED’i yer alıyor. Sağdaki küçük düğme ise odaklamaya yardımcı olmak için gözbebeği mesafesinin, yani iki gözbebeğiniz arasındaki uzaklığın belirlenmesini sağlıyor. Vive’ın 90 Hz tazelemeli tek bir 2.160 x 1.200 çözünürlüklü LCD paneli var ve bu görüntüyü iki adet mercek, her göz için 1.080 x 1.200 çözünürlüğe bölüyor.

Başlık, başınıza cırt cırtlı üç elastik bantla bağlanıyor ve bu sayede yerinde sabit kalıyor. Yan bantların bağlandığı kısım aynı zamanda odaklama sisteminin bir parçası. Buradaki lastik halkayı geri çekmek ya da ileri itmek, LCD panelle mercekler arasındaki mesafeyi değiştirmenizi sağlıyor. Ne var ki bu ayarı yapmak kolay değil çünkü iki parça birbirine çok sıkı oturtulmuş. Neyse ki gözünüzde gözlük varken Vive’ı kullanabiliyorsunuz. Bu da varsayılan odak uzaklığının yeterli gelmesini sağlıyor. Başlığın yüz maskesinin etrafı bir köpük yastıkla çevrili. Bu da cırt cırtlı bantlarla tutturulmuş ve çok terlerseniz çıkarıp temizleyebiliyorsunuz.

Bağlantıları yapmak biraz meşakkatli

En üstteki banttan çıkan üç adet kablo, başınızın arkasından inerek Vive’ın bağlantı kutusuna gidiyor. Bu kutuyu da PC’ye bağlıyorsunuz. Kablo neredeyse üç metre uzunlukta ve üzerinde HDMI, güç ve USB bağlantıları var. Daha kısa olan dördüncü bir kablo ise sadece ensenize kadar iniyor ve 3,5 mm’lik kulaklık çıkışı içeriyor. Vive’la gelen kulaklıkların kablosu son derece kısa (sadece 35 cm) ve bu yüzden başımı ne zaman sağa sola döndürsem kulağımdan çıkıp durdu. Neyse ki kendi kulaklıklarınızı da kullanabiliyorsunuz.

Bağlantı kutusu Sony PlayStation TV boyutlarında küçük, siyah bir alet. Bir tarafında siyah renkli DisplayPort, HDMI, güç ve USB bağlantıları bulunuyor. Bunları bir PC’ye ya da beraberinde gelen adaptörle duvardaki elektrik prizine bağlayabiliyorsunuz. Vive hem HDMI hem de DisplayPort ile çalışıyor ancak ikisini birden bağlamanıza gerek yok. Diğer tarafta da HDMI, güç ve USB bağlantıları var ama bunlar turuncu renkte, yani başlığınızın kablolarına bağlanıyor. Bağlantı kutusunu masaya tutturmak için yapışkan lastik ayaklar var. Bunları kullanmazsanız küçük kutu kabloyu çektiğiniz anda yerinden oynuyor.

Başlıkla gelen denetim aygıtları birbirinin aynısı olan, konum ve LED ekranı ve bir dizi kızılötesi LED bulunuyor. İstasyonların arkasında bir Mode düğmesi, güç bağlantısı ve 3,5 mm girişi var. Baz istasyonları düzgün yapılandırıldıysa birbirlerini kablosuz olarak bulabiliyor. Ancak isterseniz beraberinde gelen son derece uzun senkronizasyon kablosuyla 3,5 mm’lik girişler üzerinden fiziksel olarak bağlanabiliyorlar.

Sistemin başlıca bileşenlerinin yanı sıra bağlantı kutusu, başlık ve baz istasyonlar için üç adet adaptörü, denetçiler için iki adet USB güç adaptörü ve USB’den Micro USB’ye kablolar; bağlantı kutusunu PC’nize bağlamanız için HDMI ve USB kabloları; köpükten yapılmış ikinci bir yüz maskesi, baz istasyonları için duvara montaj aparatları ve az önce sözünü ettiğimiz senkronizasyon kablosuyla kulaklıklar da geliyor.

Kurulum zahmetli ama sonucuna değer

Çok sayıda parça, özellikle de iki adet baz istasyon içerdiği için Vive’ın kurulumu biraz karmaşık. Neyse ki kurulum yazılımı nereden, nasıl başlayacağınızı açık seçik anlatıyor. Gereken tüm yazılımları indirmek ve her şeyi çalışır hale getirmek 20 dakika kadar sürüyor. Öncelikle Vive kurulum yazılımının kendisini kuruyorsunuz. Bu yazılım, bağlantı kutusunu ve başlığı bilgisayarınıza bağlamanızı, denetçileri ayarlamanızı, sonra da baz istasyonlarını eklemenizi sağlıyor. Bu süreçte (gerekirse) bilgisayarınıza Steam kuruluyor ve SteamVR’ın güncellemeleri yapılıyor.

HTC, tüm odada sanal gerçeklik deneyimi yaşatmak için en azından 2 x 1,5 m alan öneriyor ve baz istasyonlarının oyun alanının kabaca zıt köşelerine, baş hizasında ya da daha yükseğe asılmasını istiyor. Baz istasyonları birbirlerinden yaklaşık 5 metre uzaklığa kadar çalışabiliyor. Bu kadar alan yoksa Vive’ı sadece “ayakta” sanl gerçeklik deneyimi için ayarlayabiliyorsunuz ancak bu da yapabileceklerinizi ciddi oranda sınırlıyor. Alan belirlendikten sonra SteamVR Chaperone özelliğiyle bu alanın içindeki sınırları saptıyorsunuz. Böylece oyun alanınızın kenarlarını oluşturan sanal duvarlar belirleniyor. Bu sınırları aşıp da bir şeylere çarpacağınız zaman ikaz ediliyorsunuz.

Vive’ın baz istasyonlarını doğru olarak ayarladıysanız Chaperone iyi çalışıyor. Kamerayı çalıştırdıysanız, başlığınız ya da hareket denetçisi belirlediğiniz sınırlara yaklaşınca, başlığınız nesneleri parlayan, tek renkli çizgiler halinde gösteriyor. Bu arada, kamera görüntüsü sırf sizin faydanıza çünkü Chaperone, Vive’ın baş takibini esas alıyor. Bu da baz istasyonlarını ve başlığın ön tarafında kümelenmiş görsel olmayan sensörleri kullanıyor.

Eğer baz istasyonları birbirini net şekilde görmüyorsa ve bunu telafi etmek için senkronizasyon kablosuyla da bağlanmamışsa Vive sanal duvarları belirlediğiniz yerlerde gösteremeyebiliyor. Baz istasyonunun kötü yerleştirilmesi Vive’ın tavan ve zemin algısını bozup görüntüde çok rahatsız edici sorunlara yol açabiliyor.

Vive’ın en büyük sıkıntısı kablolar. Başlıktan uzanan kablo uzun olabilir (yaklaşık 3 metre) ama hâlâ üstüne basma ya da dolanma olasılığınız var. Bu olasılık, Vive’ı oturarak ya da ayakta değil de tüm oda modunda kullandığınızda daha da artıyor. Aynı özellikleri sunabilen kablosuz VR başlıklarına daha yıllar var ve şu anda tam oda VR modu sunabilen tek ürün Vive. Dikkatli olduğunuz sürece bu çok etkileyici bir deneyim. Ancak dikkatinizin bir kısmını düşmemek için kabloya ayırınca kendinizi sanal gerçekliğe tümüyle kaptıramıyorsunuz.

Rift’e genel bir bakış

Oculus Rift basit ve kıymeti bilinmeyen bir başlık. Yuvarlak köşeli düz, dörtgen bir vizörden oluşuyor ve görünüşü pek de ihtişamlı değil. Ön panel tümüyle düz ve üstünde yalnızca Oculus logosu var. Vizörün yan tarafları da benzer biçimde düz ve hafifçe aşağı yukarı oynatabileceğiniz kollara tutturuluyor. Bu kolları da aygıtı başınıza bağlamak için kullandığınız üç şeritli parçaya bağlıyorsunuz.

Her koldan bir bant uzanıyor, üçüncü bir bant ise vizörün ve başınızın üstünden geçerek arkada üçgen şeklinde birleşiyor. Kolayca ayarlanabilen bu bantlar cırt cırtlarla sabitleniyor. Başlığın kollarında kulağınıza iyice oturması için birbirinden bağımsız hareket ettirebileceğiniz kulaklıklar yer alıyor. Rift kendi başına gayet hafif ve konforlu. Gözlük takarken de kullanabiliyorsunuz ama biraz sıkıyor ve başlığı uzun süreli kullanmanıza engel olabiliyor.

Başlık, ucuna yakın kısımda HDMI ve USB 3.0 bağlantılarına ayrılan upuzun bir kabloyla PC’nize doğrudan bağlanıyor. Bu kablo, başlığın sol askısına birkaç tur dolandıktan sonra aşağı iniyor. Vive’ın başınızın üstünden sarkan kablosundan daha zor kullanımlı ve kablonun omzuma düşüp dikkatimi dağıtmadığı bir konum bulmakta çok güçlük çektim. Fakat HTC Vive’ın kablosu kadar büyük bir mesele değil çünkü Vive önceden belirlenmiş bir alanda yürürken kullanmak üzere tasarlanmış.

Rift’in tek bir harici sensörü var. Bu da 23 cm’lik bir çubuğun ucunda duran siyah bir silindir şeklinde. Sensörü aşağı yukarı oynatabiliyor ve kullanım sırasında başlığı rahatça görebileceği bir konuma monte ediyorsunuz.

Aygıtı çalışır hale getirdiğinizde 2.160 x 1.200 çözünürlüklü bir OLED panel, merceklerin ikiye ayırdığı ve her göz için 1.080 x 1.200 çözünürlükte bir görüntü üretiyor (tıpkı Vive gibi). Mercekleri vizörün hemen altındaki küçük bir kolla ayarlayabiliyorsunuz.

Rift’in kurulumu daha kolay

Oculus, Touch adlı hareket denetçilerini bu yıl ayrı olarak piyasaya sürmeyi planlıyor ancak başlığın yanında gelen bazı kontrol seçenekleri zaten var. Bunlardan biri olan Oculus Remote, üstünde dairesel, büyük bir navigasyon alanı ve Geri, Menü, Yukarı/Aşağı düğmeleri olan küçük, siyah bir uzaktan kumanda. Rift’i kullanırken bileğinize geçirebileceğiniz bir de askısı bulunuyor. Kutudan bir de Microsoft Xbox One kablosuz kumanda aygıtı ve kablosuz alıcısı çıkıyor.

Rift’in kurulumu basit. Oculus kurulum yazılımı, gerekli olan az sayıda kurulum adımında size kılavuzluk yapıyor. Öncelikle başlığı ve sensörü bir HDMI ve iki adet USB 3.0 portuyla bilgisayara bağlıyorsunuz. Ardından pil bölmesini açıp bir düğmeye basarak uzaktan kumandayı eşleştiriyorsunuz. Son olarak da Xbox One kablosuz oyun denetçisini algılayıcıyla eşitliyorsunuz. Bu adımları tamamlayınca başlığı takıp Oculus yazılımını çalıştırabilirsiniz.

Kurulumun bu aşamasında Oculus Store üzerinden erişebileceğiniz tüm yazılımları oynayabilirsiniz. Ancak Oculus yazılımının doğrulanmamış kaynaklardan yazılım yüklemesini sağlarsanız tıpkı HTC Vive gibi SteamVR ile çalışmasını da garantileyebilirsiniz. Rift, Vive’ın hareketli denetimlerini içermese de bu SteamVR arabirimi için sorun oluşturmuyor. Arabirim Xbox One denetçisiyle de gayet güzel çalışıyor. Bu arada hemen belirtelim ki hareket denetçisi gerektiren SteamVR oyunları Rift’te çalışmıyor. Bu durum Oculus’un Touch hareket denetçilerini çıkarmasıyla değişebilir.

Vive’ın sunduğu “odanın tamamını kapsayan sanal gerçeklik deneyimi” Oculus’ta mevcut değil. Aleti otururken ya da ayakta kullanabilirsiniz ancak beraberinde gelen harici algılayıcı yalnızca başınızı takip ediyor. Yani Rift, mekân içindeki konumunuzu aslında takip etmiyor. Bu da hareket denetimlerinin eksikliği düşünüldüğünde aslında küçük bir bedel. Rift’in baş takibi oturarak ya da ayakta oyun için bir hayli iyi çalışıyor. Tıpkı Vive gibi Oculus’un başlığı da hareketlerimizi test sırasında akıcı ve isabetli biçimde izleyebildi.

Deneyim mükemmel!

Gerek Rift gerekse Vive aynı çözünürlükte ve tazeleme hızında çalıştığı için sundukları deneyim çok benziyor. İkisi de net görüntü, akıcı hareket ve hassas baş takibi sunuyor. Bununla beraber her şeyin nasıl görüneceğini bilgisayarınızın gücü belirliyor. İki durumda da 3B nesneler adeta gözünüzün önünde duruyor. O yüzden asıl ayırt edici unsur yazılım.

Vive, Valve’in SteamVR platformuna güveniyor. SteamVR sayesinde sanal gerçeklik oyunlarını ya masaüstünüzdeki Steam istemcisinden doğrudan ya da Vive başlığınızda görüntülenen sanal bir alandan satın alıyorsunuz. Sanal alan aynı zamanda bir yükleme istasyonu olarak çalışıyor ve isterseniz boş beyaz bir alan, isterseniz de belirlediğiniz oyun alanının hatlarının bindirildiği çeşitli manzaralar gösterebiliyor. Hareket denetçilerinin herhangi birindeki VR tuşuna bastığınızda Steam’in Geniş Ekran arabiriminin bir sürümü doğrudan önünüze çıkıyor. Buradan, hareket denetçisini işaretleme aygıtı olarak kullanıyor, lazer tabancası gibi istediğiniz menü maddelerine nişan alıyorsunuz. Gayet sezgisel olan bu sistemde insan hareket denetçisinin dokunmatik yüzeyini kullanmak istiyor ama o yüzey bu arabirimde çalışmıyor.

HTC benzer bir sanal alan sunan Vive Home VR adlı kendi yazılımını da geliştiriyor. Arka plan olarak modern bir çatı katı ya da bir bilimkurgu uzay istasyonunu seçebiliyorsunuz. Yansıtılan menü sistemi SteamVR’ın Geniş Ekran modundan çok daha basit. Vive Home ileride widget desteği de sunacak ama biz Vive’ı denediğimizde böyle bir özellik yoktu.

Oculus Store’da yer alan ve sadece Rift’i hedefleyen sanal gereklik oyunları Vive’da oynanamıyor. Ancak Rift kullanıcıları da SteamVR’dan faydalanabiliyor. Ne var ki Rift’te hareketle denetim olmadığı için bazı SteamVR oyunları çalışmıyor.

PlayStation VR

Sony’nin önceki yıl çıkardığı, sadece PlayStation 4 konsoluyla çalışan VR başlığı da benim için çok iyi bir deneyim oldu. 5,7 inçlik OLED ekranı Full HD (1.920 x 1.080) çözünürlükte, tazeleme hızı 90-120 Hz olan ve gecikme süresi 18 ms’nin altında bulunan PlayStation VR sırf oyun odaklı tasarlanmış.

PlayStation VR’la etkileşim kurmak Virtual Desktop’a benziyor. PS4’ün menülerini görebileceğiniz, VR olmayan oyun ve uygulamaları çalıştırabileceğiniz sanal bir ekranla karşılaşıyorsunuz. Önünüzde çok seçenek olmasa da üç farklı sanal ekran boyutundan birini belirleyebiliyorsunuz.

Bu boyutların PlayStation VR’da nasıl çalıştığını farklı oyun deneyimleriyle yaşama fırsatı buldum. Klasik bir Playstation 2 oyununun modern hali olan Rez Infinite, etkileyici yarış oyunu DriveClub ve 1980’lerin klasik oyununu temel alan tank savaşı simülatörü Battlezone oldukça zevkliydi. PlayStation Store’da VR içerikleri sürekli artıyor ve deneyimlemek her birinde farklı bir keyif veriyor. 

Başa dön tuşu