Evet, güneş yaşam kaynağımız. Hele yaz güneşi bizim için özgürlük ve enerji ile eş anlamlı: deniz, kum, tatiller, tiril tiril yazlık kıyafetler… Madalyonun diğer yüzünde ise zararlı ultraviyole ışınları var. Eğer bu ışınlardan doğru şekilde korunmazsak güneş yanığı, erken cilt yaşlanması ve lekeler gibi birçok önemli riskle karşı karşıya kalıyoruz. Haliyle artık güneş koruyucu ürünler çoğumuzun olmazsa olmazları arasında. Peki, tüm çabalarımıza rağmen güneşten korunmaya çalışırken en çok hangi hataları tekrarlıyoruz? Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Güneri açıklıyor.

1. Güneş koruyucuyu plajda sürmek: Kremin ciltten emilip koruyucu özelliğinin başlamasına kadar ortalama 30 dakikaya ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle en ideali kremi dışarı çıkmadan 20-30 dakika önce, mümkünse ayna karşısında ve giyinmeden önce sürmek.
2. Düzenli aralıklarla sürmemek: Güneş koruyucuları ultraviyole ışınlarının yoğun olduğu dönemlerde, 10.00-16.00 saatleri arasında 2 saatte bir uygulamak gerekiyor. Ayrıca havuza veya denize girildiğinde uygulamayı yenilemek şart.
3. Dudak ve göz çevresine özel ürün kullanmamak: Dudakta, derimizdeki gibi koyulaşarak kendini koruma özelliği yok ve sürülen kremler SPF’li değilse çok çabuk etkisini yitiriyor. Bu bölge daha korunmasız olduğu için ürünlerin daha sık tekrarlanması gerekiyor. Hassas göz çevresi ise özel stick tarzı ürünlerle korunmayı gerektiriyor. Aksi taktirde krem buharlaşarak etkisini yitirebiliyor.
4. Ayaklar, kol altları, ense ve kulakları ihmal etmek: Güneşten koruyucu uygulamasında ayaklar, kol altları, ense ile kulaklar ihmal edilebiliyor. Oysa bu alanlara da güneş koruyucu sürülmesi gerekiyor. Lekelenme ve kırışıklara karşı ellere de ara ara güneş koruyucu sürmek gerekiyor.
5. Güneş koruyucu kremleri uzun yıllar kullanmak: Güneş koruyucu ürünleri paketi açmamışsanız 3 yıl içinde tüketmelisiniz. Uygun koşullarda sakladığınız krem veya losyonları açtıysanız en geç bir sonraki yıl tüketmeniz gerekiyor. Ayrıca ısıyla etkileri azalacağı için ürünleri arabada veya güneş altındaki plaj çantasında tutmayın.
[gg_banner name=”start-shopping” type=”responsive” width=”100%” height=”500″][/gg_banner]6. Gölgede güneş kreminin gereksiz olduğunu düşünmek: Şemsiye altında olsak da ışınlar plajda kumlardan, ayrıca deniz ve havuz kenarında da sudan yansıyarak bize ulaşıyor ve ışınların yüzde 34’üne maruz kalıyoruz. Kapalı havalarda güneşi görmüyor olsak da zararlı UV ışınlarının yüzde 80 i bulutlardan süzülüyor ve derimizi etkiliyor.
7. Bronzlaşınca koruyucu ürünü bırakmak: Bronzlaşma veya koyu ten güneş yanığını önlemeyeceği gibi, kronik olarak ışınların etkileri cildi yıpratıyor ve yaşlanma sürecini hızlandırıyor.
8. Güneş koruyucuyu rastgele seçmek: Güneş koruma ürünleri fiziksel, kimyasal ve ikisini de içerenler olmak üzere üç tipe ayrılıyor. Fiziksel koruyucular ciltte bariyer oluşturuyorlar. Alerjik veya hassas ciltlerde, çocuklarda ve hamilelerde tercih ediliyorlar. Aknesi olan kişilerin su bazlı güneş koruyucu ürünleri kullanmaları gerekiyor. Kuru cildi olanların ise cilde aynı zamanda nem sağlaması için krem formunu tercih etmelerinde fayda var. Lekelenmeleri olanlar da yoğun kapatma özelliği olan ve ten rengindeki SPF 50 fondöten tarzı dermo kozmetik ürünleri seçebilirler. Deniz ve havuzda uzun süre vakit geçirenler ve terlemeye meyilli kişiler suya dayanıklı koruyucu kullanmalılar. Çünkü bu ürünler suda koruyucu etkilerini 40-80 dakika sürdürebiliyorlar.






















