DİĞER

En güçlü hisseden kazansın!

Film yapımcısı Brent Hoff, Emotional Arcade projesiyle sıradan insanları duygu yarışına sokuyor. Balonu ilk patlatan kişi yarışmayı kazanıyor. Balonu patlatmanın tek yolu ise seçtiğiniz duyguyu en güçlü şekilde hissetmek. Ödül ise lolipop.

emotionalarcade

Emotional Arcade; sanat, nöroloji ve teknolojinin muhteşem bir karışımı. Hoff’a göre bu proje, daha önce çektiği filmlerin taşınabilir bir sürümü. Hoff’un Love Competition (Aşk Yarışması) adlı filmi, yedi kişiyi birini ya da bir şeyi 5 dakika boyunca en güçlü şekilde sevmeleri konusunda bir yarışmaya sokuyor. Bu 5 dakika boyunca Stanford fMRI beyin tarayıcısı ve birkaç araştırmacı, katılımcıların beyin aktivitelerini ölçüyor. Emotional Arcade ise farklı duygular üzerinde farklı yerlerde deney yapılmasına imkan tanıyor.

Hoff’un deneylerinden birkaçı EEG başlıkları içeriyor. Bu başlıklar beyin aktivitesini görüntülüyor ve kaydediyor. Aşağıdaki videoda gösterilen deneyde başlıklardan edinilen beyin aktiviteleri hava basıncına dönüştürülüyor ve bu sayede balonlar şişiriliyor. İki yarışmacı belirli bir duyguyu hissetme konusunda yarışa giriyor. Kimin balonu daha önce patlarsa yarışmayı o kazanmış oluyor.

“Bu başlıklar üzerinde biraz oynama yaptık, bu yüzden başlığın çalışabilmesi için öfke ya da başka bir duyguyu hissetmek zorundasınız.” diyor Hoff.

Hoff, çoğu oyunda EEG başlıkları kullanıldığını, bazı oyunlardaysa ticari olmayan yüz tanıma yazılımları ya da duygu çıkışını ölçebilecek diğer biyometrik sensörler kullanıldığını söylüyor.

Hoff’un akıl oyunları garip ve çetrefilli. “Yansımalı Rulet” isimli oyunda yarışmacılar karşı karşıya geliyor ve kimin karşısındaki kişiye karşı daha hissiz olduğu ölçülüyor. İronik bir şekilde ödülü kazanan kişi, ödülü en az isteyen kişi oluyor. Hoff’un bir başka oyundaki planı ise katılımcıların beyin aktiviteleriyle çalışan robotların yarışmasını sağlamak. Robotları bitiş çizgisine götürecek olan duygu ise üzüntü. Çocukların bu yarışa girdiklerini bir düşünün, diyor Hoff.

Kulağa garip gelmesi doğal, çocuklara üzüntü hissettirerek mükemmel robotların beyin gücüyle çalışmasını sağlamak, Emotional Arcade’in temel meselelerinden. Hoff, içinde bulunduğumuz toplumda hislerin kaybolmaya başladığını ve hissetmenin ve hissettiği şeyi dışa vurmanın yeniden normalleştirilmesi gerektiğini söylüyor.

Beyin aktivitesi sensörlerinin yapısı gereği Emotional Arcade’in yarışlarında hile yapmak mümkün. Beynin ön lobunda gerçekleşen herhangi bir aktivite sensörler tarafından algılanarak bir başka duyguymuş gibi gözükebilir.

“Eğer şehvet yarışmasındaysanız, vücudunuzda güçlü bir öfke hissederek teknik olarak yarışmayı kazanabilirsiniz çünkü mevcut sensörümüz aradaki farkı anlayamıyor.” diyor Hoff. “Tabii bunu gerçekten yapıyorsanız muhtemelen daha büyük sorunlarınız vardır.” diyerek ekleme yapmaktan da kaçınmıyor.

Yüzlerce yarışmanın ardından Hoff, bir şablon olduğunu fark ediyor.

“Şehvet yarışmalarında erkekler hemen işe koyuluyor. Ancak bitirmekte çok zorlanıyorlar, özellikle de insanlar izlediğinde.” diyor Hoff. “Kızlar ise daha yavaş başlıyor ancak yarışmayı kazanıyorlar. Bu çok garip bir klişe.”

Öfke yarışmaları ise duygu patlamaları halinde gerçekleşiyor.

“Öfke yarışmalarında çoğu insanın iş düşündüğünü görüyorsunuz.” diyor. “Şehvet için ise insanlar eski sevgililerini düşünüyor. Ve korku yarışmalarında insanların en çok düşündüğü şey finansal kayıplar.”

Hoff, Emotional Arcade’in insanların kendilerini keşfedebilecekleri bir proje olduğunu düşünüyor ve oyun oynayarak duygularını açığa çıkarabileceklerini söylüyor.

Başa dön tuşu