
Tarih 10 Ağustos 2011. Saat 10.00 suları. Hürriyet Medya Towers’ın A2 Blog 10. katındaki PCnet ofisinde bulunan odamda bilgisayar başına kurulmuş, rutin sosyal ağ ziyaretlerimi yapıyor, Selim ve Pamir’le günün ilk laklaklarını ediyorken posta kutumda tuhaf bir e-posta belirdi. Gönderen bölümünde “Bakırköy Ruh ve Sinir” yazıyordu. Konu satırında yer alan “Modern Çağın Köleliği: ‘İnternet Bağımlılığı’ / BASIN BÜLTENİ” ibaresi merakımı bir kat daha artırdı. Yazının başlığıyla sarsılmış haldeyken spotunu okumaya başladım:
“İnternet kullanımındaki artış ve sosyal medyanın önlenemez yükselişi bazı kullanıcılar için “internet bağımlılığı”nı gündeme getirdi. Sorunlu internet kullanımı psikiyatrinin en yeni ilgi alanlarından biri haline gelirken, ülkemizde genç nüfusun yüksekliği ve internet kafelerin kontrolsüzce yaygınlaşmış olması bu henüz yeni tanımlanmakta olan hastalık için oldukça uygun bir zemin oluşturuyor.”
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi (Kısaca BRSHH) doktorlarının derlemelerinden bahseden bülten, internet bağımlığının ciddiyetini gözler önüne sermeyi amaçlıyor. BRSHH doktorlarının çalışmasına göre, internet bağımlılığının tedavisi için ağırlıklı olarak psikoterapi ve bazı farmakolojik girişimleri içeren çözümler öneriliyor. İnternet bağımlılığının, alkol ve madde bağımlılığıyla klinik benzerlikler gösterdiğini söyleyen uzmanlar, tedavilerinde de benzer teknikler kullanıyor-muş.
İnternet bağımlısı mıyım? Hiç şüphe yok! Bu bir hastalık mı? Emin değilim. Bültenin iyi niyetle hazırlandığı kesin. Fakat çok büyük bir önyargıyı beslediği de aşikâr. Her yoğun internet kullanıcısını “hasta” olarak etiketlemek fazla iddialı bir iddia değil mi? Çevremdeki pek çok kişi gibi, ben de uyku haricindeki zamanın büyük bölümünü online geçiriyorum. Bu durum ailemle ve diğer insanlarla olan ilişkimi olumsuz yöntem etkiliyor olabilir. İnternet benim için hem iş, hem eğlence. Bunun da ötesinde, hayatımın önemli bir aracı. Daha az kullanmam mümkün değil. Elbette her insanda reaksiyonu farklı gelişiyor olabilir. Fakat benim gibi kullanıcıları tutup sabahlara kadar online oyun oynayan, tanımadığı insanlarla saatlerce “chat” yapan, çocuğu havuza düştüğünde onu kurtarmak yerine “çocuğum havuza düştüüü” diye Tweet gönderen zeka özürlü kadınla bir tutmazlarsa sevinirim. Önemli kriter, insanların internete ne kadar zaman ayırdıkları değil, interneti ne kadar verimli kullandıkları. Günümün büyük bölümünü online geçiriyorum diye, beni alkol ve madde bağımlılarıyla aynı tedaviye alacak yaklaşım mümkünse bana fazla yaklaşmasın.























